18 Ocak 2018 Perşembe Saat 07:45
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Murat YILDIRIM
muratyildirim058@gmail.com
ŞİKAYET ETTİĞİNİZ YAŞAM BELKİ DE BAŞKASININ HAYALİDİR
26 Ekim 2016 Çarşamba Saat 01:36

 

 

 

 

 

ŞİKAYET ETTİĞİNİZ YAŞAM BELKİ DE BAŞKASININ HAYALİDİR

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Şikayet hayatının bir parçası haline gelmişti.

Genç kızın bu yakınmaları ve şikayetleri karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi. Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı.

Kızı da hiç bir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki sızlanmaya, şikayet etmeye ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra, son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.

Kızına dönerek sordu:
- Ne görüyorsun?
- Patates, yumurta ve kahve diye şikayet eder gibi alaylı bir cevap verdi kızı.

“Daha yakından bak bir de” dedi baba, “patatese dokun.”
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.

“Aynı şekilde, yumurtayı da incele.”
Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.

En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söyleneni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı: Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?

Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepki vermişti.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü. Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş; katılaşmıştı.

Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.

- Sen hangisisin? diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin? Patates gibi, yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın? Yoksa, kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin? Yoksa her şeyden şikayet ederek kendini ve etrafındaki insanları mutsuz etmeye devam mı edeceksin?

Bazı insanlar vardır, hiç bir şeyden memnun olmazlar. Her şeyden şikayet ederler. Etrafınıza bir bakın. Nasıl her şeyden sürekli şikayet eden, hiç bir şeyden memnun olmayan kişiler olduğunu göreceksiniz. Şikayet onların yaşamların özellikle yüksek egolarının bir parçası. Bu tür insanlar, havalardan, yöneticilerden, işinden, ailesinden, çalışma arkadaşlarından, eşinden, çocuklarından, hayat şartlarından, sahip olduklarından hatta sahip olmadıklarından kısaca her şeyden şikayet ederler. Bu tip insanlar karşılarındakine güvenmezler. Kendilerine olan güvenleri de çok değildir. Eksik olan öz güvenlerini saklamak için, memnuniyetsiz, herkesten ve herşeyden şikayet eden bir tavır içine girerler. Sürekli bardağın boş tarafını gördükleri gibi bunu diğer insanlara yansıtmaktan cekinmezler. Herkesin derdinin başından aşkın olduğunu, bir de kendi dertleriyle ya da manasız şikayetleriyle onları bunaltmamaları gerektiği hassasiyetine sahip değillerdir.

Çok fazla şikayet eden bir toplum haline geldik. Arabam yok sürekli yürümekten şikayetçiyim. Ayaklarım felçli yürüyememekten şikayetçiyim. Yarın pazartesi iş var. İşe gitmekten ve çalışmaktan şikayetçiyim. Yarın pazartesi ve gidecek bir işim yok. İşsizlikten çalışamamaktan şikayetçiyim. Evliyim, çok sıkıldım bu adamdan ya da kadından. Evlilikten şikayetçiyim. Bekarım çok yalnızım. Evlenememekten şikayetçiyim.

Karnım çok doydu, yine çok yedim. Bu kiloları verememekten şikayetçiyim. Karnım çok aç, yine yemeğim yok. Bir lokma ekmek bulamamaktan şikayetçiyim. Evim çok dar. 2 oda 1 salon sığamıyoruz çocuklarla. Evin küçüklüğünden şikayetçiyim. Evsizim, sokaktayım bir göz odaya razıyım. Evsizlikten şikayetçiyim. Diriden şikayetçiyim ölüden şikayetçiyim. Geleceğimden şikayetçiyim. Geçmişimden şikayetçiyim. Hükümetten şikayetçiyiz. Muhalefetten şikayetçiyiz. Çocuklarımızdan şikayetçiyiz. Kazancımızdan şikayetçiyiz. İşimizden şikayetçiyiz. Komşumuzdan şikayetçiyiz. Akrabalardan şikayetçiyiz. Sonuç şikayet de şikayet. Şikayet etmediğimiz ne var ki şu dünyada. Hiç bir şey bulamazsak kendimizden şikayet.

Hepimiz şikayetçiyiz. Her şeyden ama her şeyden. Sahip olsak da şikayet ediyoruz. Sahip olmasak da şikayet ediyoruz. O halde ne önemi kaldı sahip olduklarımızın?

Hayat nasıl tezatlarla dolu ki, her anımız şikayetlerle dolu. Hayatımızın her aşamasında şikayet ediyoruz. Şikayet ederken de başarısızlıklarımızı, sorumluluklarımızı hep başkasına yüklemek için sebepler üretiyoruz. Hatta olmayan sebepler. Şikayeti bir kılıf olarak kullanıyoruz. Kendimizi haklı çıkarmak için kullandığımız bir kılıf. Ne varlıkla yetiniyoruz ne de sahip olduklarımıza seviniyoruz. Hep bir eksiğimiz, hep bir eksik yanımız, hep bir olamadıklarımız, hep bir yapamadıklarımız var.

Hep daha güzel olmalıydık. Daha uzun boylu daha ince. Hep yeni ayakkabılarımız olmalı. Daha parlak ve kaliteli takılarımız. Pahalı kaliteli saatlerimiz. En son model cep telefonlarımız. Son model arabalarımız. Milyonlarca insanın sokakta yaşadığı bu dünya da daha geniş evlerimiz olmalıydı. Milyonlarca insanın açlıktan öldüğü dünyada çeşit çeşit yemeklerimiz olmalıydı. Bugün vitrinde gördüklerimiz, hep dün aldıklarımızdan daha güzel. Artık yüz metrekareye bile sığamayan yaşamlarımız, yüz seksen metre karelerden de taşar oldu. Eskiden büyükbaba, büyükannelerle kalabalıklaşan çok çocuklu dar evlere nice mutluluklar sığarken, şimdi gittikçe cekirdekleşen halimizle küçük mutlulukları bile arar olduk.

Büyüdükçe büyüyor ihtiyaçlar, maaşlar artıyor ama huzur eksiliyor hayatımızdan. Daha fazla kazanmak için daha çok çalışıyor, çalışmaktan kalan dar zamanlarda maddiyatla yorduğumuz, kırık dökük hayatımızı ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Pahalı doktorlara gidiyor, bir kuru kahve falına tonlarca para veriyoruz ama nafile, gelmiyor yaşanan zamanlar geri. Şikayetle geçen yıllar gelmiyor geri.

Hep şikayet ediyoruz. Sahip olsak da olmasak da. Mutlu olsak da olmasak da. Başarılı olsak da olmasak da. Bizim için bir kusurları saklama ve ego aracı haline geldi şikayet etmek. Ama en büyük şikayetlerimiz hep sahip olamadıklarımıza. Sahip olduklarımız bile bize ebediyen ait değil ki, neden şikayetlerimiz ile daha da eksiltiyoruz kendimizi?

Dünyadaki en kolay işlerden bir tanesi şikayet etmektir. Çünkü derin düşünce, çalışma, emek, birikim, bilgi gerekmez. İki laf etmek yeterlidir. O yüzden toplum olarak sürekli şikayet halindeyiz. Hem bu şekilde insanlar egolarını tatmin eder, hem psikolojik olarak kendilerini rahatlatma sağlarlar. İnsan yaratılış gereği kolay olanı zor olan tercih etme eğilimindedir. Ancak bu kolay olan zor olandan daha doğrudur ve bize uygundur demek değildir.

Şikayet etmek devamlı şikayet etmek şikayeti bir alışkanlık haline getirmek bir bakış açısı körlüğüdür. Şikayet ne denli zayıf olduğumuzu tescil etmek demektir. Şikayet işin kolayına kaçmaktır. Zorluklarla mücadele etmekten korkmak demektir. Şikayet kendi beceriksizliğimize, başarısızlığımıza kılıf bulmak demektir yani kurnazlıktır. Devamlı şikayet etmek hiç bir şeyden memnun olmamak, her şeye olumsuz bakacak sebepler ve şikayetler üretmek Allah'a onun takdirine üstü kapalı isyandır. Bir şeyi beğenmiyorsan değiştir. Değiştiremiyorsan tavrını değiştir. Bakış açını değiştir. Çözüm bulmaya odaklan. Ama şikayet etme.

Şunu hiç bir zaman unutmayın. Devamlı şikayet etmek, her şeyden şikayet etmek, bahaneler üretmek en kötü örneklerden biridir. Devamlı şikayet etmeyi bırakmak her ne kadar zor olsa da bu hayatınızı kolaylaştıracak, hayata bakış acınızı değiştirecek ve sizin daha mutlu bir insan olmanıza yardım edecektir. Ve şunu unutmayın. Şikayet etmek için vaktiniz varsa, rahatsız olduğunuz konular hakkında, bir şeyler yapmak onları değiştirmek ve çözüm bulmak için de vaktiniz vardır demektir.

Eğer şikayet etme alışkanlığını bırakmak istiyorsan kesinlikle kendinden emin olmalısın. Kendine güvenmeyi öğrenmelisin. Hata yapmaktan ve başarısız olmaktan korkmamalısın. Tek yapmanız gereken hatalarınızın üzerinde çok durmamak doğruları öğrenip yola devam etmektir. Hayatında sahip olduklarından memnun olmayı bilmelisin. Şükür duygusunu geliştirmelisin. Dünya da hiç bir şeyin mükemmel olmadığını kabul etmelisin. Bazı şeyleri değiştiremeyeceğini bilmelisin ve onlarla yaşamayı öğrenmelisin. Hayatın zorluklara dolu bir yol olduğunu aklından çıkarmadan şikayet etmek yerine azimle yola devam etmelisin. Bu alışkanlığını değiştirmeyi dene ve hayatının ne kadar değiştiğini gör.

Başımıza gelen ve bizi zor durumda bırakan olaylar karşısında her zaman şikayet etmemeliyiz. Şikayet etmek sıkıntılarımıza ve problemlerimize bir çözüm bulmadığı gibi sınıtılarımız ve problemlerimizi aşmamızı zorlaştırır. Böyle yaptığımız takdirde soruna daha çok odaklanırız. Biz çözüme odaklanmalıyız. Şikayet üretmek yerine çözüme giden yollar ve alternatifler üretmeliyiz. Şikayet odaklı değil çözüm odaklı olmalıyız. Bakış acımızı olumlu yönde değiştirmeliyiz. Her zaman çözümlere odaklanmalıyız. Kendimizi dürüstlükle eleştirmeliyiz. Hatalarımızı herkesten önce kabul etmeliyiz ve onlardan ders çıkararak yolumuza devam etmeliyiz. Mazeret yok. Şikayet yok. Bırakmak yok. Tekrar denemek var. Yola devam etmek var.

Sonuç olarak şikayet etmek insanların çok seri yaptığı bir harekettir. Bir çok kişinin başarısızlığın temelini oluşturur. Şikayet üretmeden yaşamayı öğrenmek yaşamanın belki de en zor yoludur. Ve hayatınızdan hiç bir zaman şikayet etmeyin. Şunu da unutmayın. Belki de şikayet ettiğiniz hayat bir başkasının hayalidir. Ve şikayet etmeyin mücadele edin. Şikayet ederek başarı gelmez. Başarı mücadele ile gelir. Başarı ulaşabilecek liman, son durak veya yarış noktası değil, sürekli olarak mücadele etmek ayakta kalıp yola devam etmektir. Sürekli şikayet etmek değildir.

Bu yazı toplam 271 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Veli GÜLSOY
1.Hızırşah
İsmail SAÇLI
SİVAS GÜNLERİ!
H.Habip Taşkın
DAMDA NE DAMI?
ARŞİVDE ARA
SİTE ANKET
Yenilenen Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?
Çok Güzel Olmuş
Güzel
İdare Eder
Kötü